Sunday, 23 February 2014

OnSekiz.Eighteen.Diciotto!

"I've been dreaming of this since a child, now I'm on top of the world."
Down-Hill Ski.

Küçüklüğümden beri hep çok heyecanlıyımdır doğum günüm hakkında. Hatta eskiden yılın yarısı Şubat'ın 17'sine kaç gün kaldı diye saymakla geçerdi. Çünkü benim ini doğum günüm, diğer insanlarının dediğinin aksine, yaşlandığın bir günden çok daha fazlasıydı. Doğum günü benim için bir yıldan daha sağ sağlim kurtulduğuma, her bi haltın olduğu dünyadaki zaferim için bir teşekkür alma günüydü.

Bu yıl ise hiç beklemedim yaşgünümü. Belki de bekleyemedim. Sanki 35'ime giriyormuşum gibi yazsamda, 18'ime girmekten korktum aslında. 17 olmak belki en güzel şeydi. Olgun olmak, ama hala bir birey olmamak. Özgür olmak ama sorumlu olmamak. İster çocuk isterse yetişkin olma özgürlüğü. Her şey güzeldi aslında 17 ile hakkında.

Özellikle geçen yıl, geçirdiğim en eksantrik doğum günümden sonra pek de heyecanlanamadım açıkçası. Çok bi beklentim olamadı doğrusu, ne kendimden ne de başkalarından. Çünkü aynı zamanda geçen yazımda da söylediğim gibi 17 Şubat okuldaki Trial Exams ilk günüydü.

Hiç beklentim olmadığına kendimi inandırmaya çalıştıysam da, 18'ime çok sıradan bir şekilde girmekten korkmuyor da değildim yani. Ancak tüm korkularım ve endişelerim de boşa çıktı. Çünkü gece 12'de tüm sevdiklerimi aynı odanın içinde bana "Happy Birthday" söylerken duymak, eminim ki UWC'deki en güzel anılarımdan biri olarak kalacak.

Aynı zamanda ekonomi sınavım da bana çok güzel (!) bir hediye olarak kalsa da, arkadaşlarımdan gelenlerle karşılaştırılamazdı :) Özellikle akşam ise bana özel bir yemek yedik, kendilerinin hazırladığı. Her şey çok güzeldi yani özetle.

Peki ne oldu, 18 oldum da? Aslında değişen tek şey sayıdaki tek bir rakkam değil mi? Ve ben zaten tam bir buçuk yıl önce ilk uçmamla br birey olmamış mıydım? Peki ya neydi birey olmak? Kendi çamaşırlarını yıkamak yetmiyorsa, illa ki göz altı çizgilerinin artması mıdır olgunlaşmak? Yoksa kendinle mutlu olabilmek midir? Kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabilmek mi?

Belki gerçekten 18 olduğumda değişmeye inandığım için, ya da zaten zamanın geçtiği için doğal olarak oldu bilmiyorum ama 18 yıl ve 1 haftalık olarak, artık kendimi diğer insanlardan daha çok önemsemeye başladım galiba. Çünkü "ilk önce kendinizin, sonra çocuğunuzun kemerini bağlayınız."

Hipsters.

En güzel hediyelerimden biri hayatımın: gerçek bir dostumun olması! Teşekkür ederim Ceyda Kibar.











No comments:

Post a Comment