"Yesterday is history, tomorrow is a mystery.
and today is a gift, that's why it is called present." -Elenaor Roosevelt.
Keşke demelere zaman yok dediler, dünya pişmanlıklarla dönmez, geriye bakmakla bu gemi yürümez dediler. Zamanın bu kadar hızlı geçtiğini belki ilk defa bu kadar hızlı anlıyorum, farkediyorum. Eskiden geçmesini beklediğim günler, her ay biterken sevindiğim zamanlar geride kalmış gibi. Artık her geçen gün sanki bir yük gibi geliyor çünkü her saniye, sevdiklerimle ve alıştıklarımla ayrılma zamanımın yaklaştıgının bir göstergesi gibi.
Hayır bu blogu pessimistik düşüncelerimi açığa vurucağım bir yer olarak yazmıyorum, aslında hayatımın en güzel yıllarını geriye dönüp her seferinde hatırlayabilmek için yazıyorum. Reklam amaçlı değil, tanıtım amaçlı ya da takipçi kazanmak için değil, söz uçar yazı kalır mantığıyla yazıyorum.
Ben Alpcan Karamanoglu, 1.5 yıldır Italya'da United World College of the Adriatic'te öğrenciyim. Burası dünyada bulabileceiniz en uluslararası yer olsa gerek. 90dan fazla ülkeden insanla birlikte yaşıyor ve öğrenim görüyoruz. Daha yeni geldiğim bir yer olmadığı için ayrıntıları vermek biraz zor geliyor.
Ancak eski blogumdan ve de kendı sitesinden daha çok şey bulunabilir tabi :)
http://www.uwcad.it/
http://alpcankrmn.tumblr.com/
Aralık'a geldik bile ve aslında bu dönem boyunca yazdığım ilk blog bu. Çünkü hayatımın en ama en yoğun bu döneminde ne yazıkki hiç zaman bulamadım, bazen bir iki karaladım ama anca kendime sakladım onları. Şimdi biraz daha rahatladım sayılır, proje ödevlerini teslim ettik, sınavlar bitti sayılır, aslında artık günleri sayıyorum Türkiye'ye dönmek için...
 |
| Burası minicik yuvam işte. Palazzine adı verilen 5 kişilik yurdumuzdaki küççük odamız. Oda arkadaşım sağda, Belarus'tan Ilya. Soldaki arkadaşım ise 'best friend' adlandırdıgım bir kaçından biri. Litvanya'dan Aiste. Aslında o da oda arkadaşım sayılabilir. :D |
Bu dönem belki çok yoğundu ama aslında UWCAD'ye geldiğimden beri bir çok insan katılmasa da en iyi dönemimdi aslında. Çünkü gerçekten de ne kadar büyümüş olduğumun bir göstergesi oldu. Hayatımı artık nasıl planlayabildiğimin. Artık sınıfşara geç kalmadan ya da oversleep yapmadan gidebilip aktif de olabildiğimin; hasta raporu almadan koca bir dönemi bitirmeyi başarabildiğimin; derslerimi iyi tutup en iyi arkadaşlarımla da çok zaman geçirebileceğimin bir kanıtı oldu.
Aslında benim kim olduğumun kendime bir belgesi oldu.
Nasıl geçtiğini hiç anlayamadım aslında. O hiç bitmeyecek gibi görünen koca 3.5 ay, proje ödevleri, üniversite başvuruları ve sınavlarla dolu. Ama işte uykusuz geçen geceler falandı belki ama şimdi bitti işte. Yesterday is a history now, what we will remember everything about it with a big smile on our face.
Her hafta başka bir yere gittim desem doğru olur aslında. Çok gezdim, çok gördüm bu yıl. Arezzo'ya, Ravenna'ya ve en önemlisi de Roma'ya gittim. Yeni insanlarla tanıştım, İtalyancamı gelistirdim ve en sonunda self confıdence'ımı topladım her konuda. 3.5 ayda 3.5 yıl büyüdüm diyordum geçen yıl. bu yıl farkettim ki her saniye bile o kadar büyüyorum ki. O koskoca görünen problemler bile önemini yitiriyor artık hayatımdan. Özellikle burada başka insanların ne değişik geçmişlerden geldiklerini gördükten sonra, saçma sapan insanlar için göz yaşlarının hiç de değmediğini farkettim. Bir yandan her saniye değiştiğimizi görsem de bazen de, 7mizde neysek 70imiz de de oyuz'u gördüm. Alpcan'ın hep ayn olduğunu hissettiğim. Hala "Keşke" demeyi kaçış yolu olarak gördüğünü farkettim.
"Ya gemiyi yakmayacaksın, Ya da yaktığın gemiye dönüp bakmayacaksın. "
Hala keşke diyorum evet. Özellikle okula yeni gelenlerde kendimi görünce, benim yaptığım saçmlıkları onlar yapınca ve ya yapmayınca hep bir ukte kalıyor içimde. Keşke diyorum yapmasaydım, üzmeseydim kendimi, daha olgun olabilseydim. Keşke daha rahat olabilseydim, herkese gerçek Alpcan'ın kim olduğunu gösterebilseydim diyorum. Ama işte keşkeler geri de kaldı. Artık keşkelere ne zaman ne de enerji kaldı hayatlarda. Yani, WE NEED TO MOVE FORWARD!
 |
| Okulun ilk haftalarında yaptığımız bir öğle pikn'ği! Yemekler Türk yemeklerini hep aratıyor belki ama hala da yenebileteleri var :) |
Belki her ayrıntıyı vermek için çok geç oldu bu 3.5 ay içindeki ancak, rahatça tahmin edilebileceği gibi hayatımdaki en güzel haftalardan birinde, Roma'daki anılar için geç sayılmaz. Roma'ya 35 kişi ve 3 öğretmen gittik. Yani tatil'e değil. World Arts and Cultures dersinin bir parçası olarak. Ucuz olamsı için bir kilisenin manastırında kaldık 4 gece boyunca. Gece 11 de yatmak zorundaydık her gece ama aslında hi birimiz şikayet etmedi bile. Çünkü düşününce, kim bizi Roma'ya 3 kuruş ödemeden götürürdü ki. Ayrıca zaten her sabah 8den 18e kadar Kiliseleri gezip Hristiyan sanatını analiz etmekten çok yorgun düşdüğümüz için 11 de uyumak gayet mantıklıydı :)
Her şey süperdi cidden. Özellikle tüm en iyi arkadaşlarım da benimle oldugu için daha da güzeldi! Here, are some photos which I will always remember with a big smile!:
 |
Ilk akşam Hard Rock Cafe Roma'ya gidip akşam yemeği yedik. Evelyn from US, Vishaal from South Africa, Elif ve ben de Türkiyeeeeen!
|
Bir kac tane daha fotograf koymak istedim ama okulumuzu interneti buna izin vermiyor :/ Tam bir hafta icinde eve dönmüş olacağım, artık oradan bol bol koyarım diye umuyorum.
21 Eylül'de okul için en önemli olan günlerden biriydi. Peace 1 Day. Bu tüm dünyada kutlanan bir gün ancak ne yazık ki Türkiye'de pek popüler değil. UWCler için ise en önemli gün çünkü okulun felsefesini yansıtan bir tarih. Bu günde tüm UWClerde kutlamalar yapılıyor. Biz de ulusal kostümlerimizi ve bayraklarımızı alıp Trieste şehrinde meydana gidip show yapıyoruz. Benim içinse bu yıl ki show çok daha unutulmazdı geçen yıldakinden çünkü hep organizatörlerden biriydim hem de bir Türk dansı organize ettim. Damat halayı, payduşka ve horonu karıştırarak bir kareografi hazırladım. Bir çok millet 10 kişi kadardık ve iyi bir iş çıkardık, herkesi kendi dansımı ederken görmek kadar hoş bir şey olabilir mi bilmiyorum. Özellikle aralarında Amerika'dan, Israil'den, Italya'dan ve hatta Japonya'dan bile insanlar olunca...
http://www.youtube.com/watch?v=YYX-3X0iWWc
İnternetime kavuşunca daha ayrıntılı bahsedicem söz!
Ve işte son 1 hafta kaldı, heyecan, stres, mutluluk, gerginlik, depresyon ve neşeyle dolu bir 3.5 ay geride kaldı işte.
Sometimes you just simply don't know what to feel, to smile or to cry, you just cannot decide what to react. When the end emerges, you realize there is no time left to say "what if...", there is no time to hang up in the past because time passes away. We have to move on and look forward to the future, to all those adventure...